Macaristan’da 12 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen genel seçimler, ülkeyi son 16 yıldır yöneten Viktor Orban döneminin resmen kapandığını ortaya koydu. Peter Magyar liderliğindeki Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza), parlamentoda anayasa değişikliği yapabilecek bir çoğunluk elde ederek Macar siyasi arenasında önemli bir değişime zemin hazırladı. Bu gelişmeler sonrasında Orban, partisinin genel başkanlığından ve 36 yıllık milletvekilliğinden istifa ederek dokunulmazlığını kaybetti.
**Oligarkların Kaçış Planları**
Yeni başbakan olması beklenen Peter Magyar, seçim sonrası yaptığı açıklamalarda Orban döneminde kamu ihaleleri aracılığıyla zenginleşen oligarkların paniğe kapıldığını ifade etti. Oligarkların, on milyarlarca forint değerindeki malvarlıklarını ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Uruguay gibi ülkelere transfer etmeye çalıştığını vurgulayan Magyar, Ulusal Vergi ve Gümrük Dairesi’ni bu varlıkların dondurulması ve yurtdışına kaçışların engellenmesi için acil önlem almaya çağırdı. Ayrıca, yolsuzlukla ilişkilendirilen medya kuruluşları ve işletmelerin düşük fiyatlarla satılması olasılığına karşı potansiyel alıcıları uyararak, bu varlıkların gelecekte hukuki sorunlarla yüzleşebileceğine dikkat çekti.
**Yeni Dönemde Hukukun Üstünlüğü ve Tasfiye Süreci**
Peter Magyar, seçim kampanyası süresince vaat ettiği gibi, Fidesz hükümetinin 16 yıl boyunca devletin farklı kademelerine yerleştirdiği sadık kadroları tasfiye etme sürecine başladı. Cumhurbaşkanı Tamas Sulyok dahil olmak üzere tüm üst düzey bürokratlara ve devlet memurlarına, kendi istekleriyle istifa etmeleri için 31 Mayıs’a kadar süre tanıdığı belirtildi. Yeni hükümetin öncelikli hedefleri arasında Avrupa Birliği ile bozulan ilişkileri düzeltmek, dondurulmuş fonları serbest bırakmak ve yolsuzlukla mücadele ederek hukuk devletini yeniden tesis etmek yer alıyor.
**Orban İçin Sığınma İddiaları ve ABD’nin Rolü**
Macar gazeteci Szabolcs Pani, ülkedeki siyasi gerginliklerin artmasıyla birlikte Orban’ın olası yasal soruşturmalardan korunmak amacıyla yurtdışına kaçma hazırlıklarına girdiğini öne sürdü. Özellikle Fidesz’in liderlik kongresini ertelemesi ve Orban’ın planladığı ABD ziyareti, bu durumun bir “acil durum planı” olabileceği şeklinde değerlendirildi. Orban’ın, Donald Trump ile olan yakın ilişkisi nedeniyle ABD’nin potansiyel bir sığınak olarak görüldüğü ifade ediliyor. ABD’li Cumhuriyetçi senatörlerin seçim sonrası Orban’a sığınma hakkı tanınması yönündeki açıklamaları ise bu iddiaları güçlendirmiş olsa da, konuyla ilgili resmi bir doğrulama henüz yapılmadı.